Hakkımızda

Merhaba!

Ben Gamze, namı diğer ”Beyaz Sır”.

Gezginlik bulaşıcıdır. Bana ailemden bulaştı. Henüz küçücük bir kız çocuğu iken beni en çok heyecanlandıran şey, kahverengi tabelaların peşinden koşmak ve ailem ile birlikte çadır kampı yapmaktı.. Yıllarca şehir şehir gezdik; her yeni şehirde, içimde yine o deli heyecanla..

Sonra eşimle tanıştım. Aşık oldum, evlendik. Ailem oldu.. Ben de onun ailesi..

Eşim Ağrı’da zorunlu hizmetini yaparken ara sıra yanına gidip geliyordum. Sadece 2 günlüğüne hafta sonuna yanına gittiğim bir dönemde, ani bir kararla kendimizi otogarda bulduk. Elimizde valizimiz, hangi otobüsün nereye gideceğini bile bilmeden gördüğümüz ilk otobüse kendimizi attık. Yaklaşık 8 saat süren bir otobüs yolculuğunun ardından gecenin bir yarısı ıslak ve bomboş Trabzon sokaklarındaydık.

O gün bugündür birlikte yeni yerler keşfetme arzusundan kendimizi alamıyoruz. Henüz planladığımız seyahatlerimizi bile gerçekleştirmeden yeni rotalarımızı belirliyoruz. Şu ana kadar 6 ülke, 48 şehir gördük.

Evet, yaptım. Bu kez çekirdek aileme gezme tutkusunu ben bulaştırdım.. 🙂 ”Bebek olunca gezemezsiniz, kırıp dizinizi oturursunuz..” diyen çok oldu. Biz ise günübirlik Batum gezimizi saymazsak, ilk kapsamlı yurt dışı gezimizi bebeğimiz olduktan sonra yaptık. 8 günde 8 aylık bebeğimizle 3 ülke 11şehir gördük. Ve gördük ki gezentiliği bu kez de kızımıza bulaştırmışız.

Bebekle-çocukla seyahat olmaz diyenler, inanın çok da güzel oluyor. Çünkü çocuklar yeni yerler görüp farklı uyarıcılarla karşılaştıkça algıları açılıyor. Dört duvar arasında hapsolmaktan kurtulup hırçınlıklarından kurtuluyorlar.

Ve şimdi sevgili okuyucum;

Bu satırları okumayı bitirip, blogumda gezinmeye devam ettikçe..

Üzgünüm ve eminim ki sen de bu bulaşıcı hastalığın bir parçası olmaktan kurtulamayacaksın..

Bon voyage! 😉